22 Mayıs 2026 Cuma

Bozuk Oyunlar Kolektif'in Afişindeki Ankete Verdiğim Cevaplar - Mayıs 2026

Kısaca kendini tanıtır mısın?
Hangi sanat pratikleri ilgini çekiyor?
Hangileri ile uğraşıyorsun?


B: Bora Şahinkara. İzmir'den bir müzisyenim. Müzik alanında beste, güfte, kayıt, gitar çalmak gibi işler esas işim. Fotoğraf, deneme yazıları, karikatür gibi çizimler de hobilerim...

Kendini bir sanatçı olarak görüyor mısun?
Kendine sanatçı derken seni zorlayan şeyler varsa neler? 
Yolculuğun nasıl başladı?


B: Sanatçıyım. Bana göre sanat kendini ifade ediştir. Ben de kendimi ifade etmenin yollarından biri olarak müzik sanatıyla, özellikle bestecilikle haşır neşirim. Babamın 16 yaşındayken bana bir klasik gitar almasıyla ve sevdiğim gruplardan, sanatçılardan, sanat eserlerinden vs. ilham almamla başladı.

Bağımsız sanat/sanatçılık senin için ne ifade ediyor?
Bağımsız sanatçı pratiğinin toplumla kurduğu ilişkiyi nasıl görüyorsun?
Yaşadığımız toplumda bağımsız sanatın yeri var mı?


B: Bağımsız sanatçılık bence dayanışma kültürü ile herkesin birbirinin özgürlüğünü ve kendini gerçekleştirişini güçlendirdiği bir antikapitalist pratik örneği olarak vücut bulursa bir yerelde çok sayıda sanatçının ekonomik zalim[1] ortama RAĞMEN üretkenleşebildiği, neşelendiği ve sağlıklıca kolektifçe daha özgürleşebildiği bir ortama evrilir. Bağımsız bir sanatçı, piyasaya ürün değil de sanat yapmaya çalışıyor, iyi bir şey yapmaya çalışıyorsa ve iyi bir insansa biz de vaktimiz olduğunca, elimizden geldiğince 'bir ihtiyacın var mı?' diye sormalıyız. Bizi ürünleştiren, aynılaştıran kapitalizm pisliğinin karşısında ancak böyle sağlığımızı koruruz, üretiriz, renklerimizi koruruz, birbirimize de ilham veririz.

D.I.Y. kültürü senin için ne ifade ediyor?
D.I.Y. üretimin kapitalist üretim ve kültür endüstrisi ile ilişkisini nasıl görüyorsun? (Do it yourself = Kendin yap)


B: Üretirken içinde bulunduğumuz modern dünyada her şeyi kendimiz yapamayabiliriz. Belki sıkı bir elektro gitarı kendimiz yapamayabiliriz. Bence işin önemli noktası, piyasa kurallarına uymayacağımız ve kendimizi gerçekten ifade etmenin yolu olarak üretmemizin koşullarını inşa etmemiz. Biri I-Phone'la çektiği bir kısa filmi kapitalizmin hiç istemeyeceği şekilde kolektifleştirebilir ve piyasaya uymadan kendi içinden geleni ortaya koyabilir. O noktada o filmi I-Phone'la çekmiş olms kısmı önemsizleşen bir detaya dönüşür.

İçinde veya yakınlarında bulunduğun bir topluluk ya da sanat çevresi var mı?
Türkiye'de var olan senden daha tecrübeli bağımsız sanatçılardan ve topluluklardan dışlanmış hissediyor musun?
Sence sanat topluluklarının bağımsız sanat / sanatçılar için nasıl bir alan açması gerekiyor?


B: Bir müzik grubum yok. Ama pek çok müzisyen arkadaşımla temastayız, arkadaşız. Bağımsız sanat ve kolektivite bilincinde olan herkesin birbirleriyle temasa önem vermesi kendiliğinden alan açacaktır. Üretmek ve bu kolektifleşme kültürüne önem vermek. Yukarıdan bir yerden alan açılmasını beklemeye gerek yok. Esas güç iyicil insan ilişkilerimizde ve özgürlükçü felsefelerimizde, pratiklerimizde.

Sanatla ilgilenirken en sık karşılaştığın zorluklar nelerdir?
Gelir elde etme yöntemlerin neler? Ekonomik zorluklar çekiyor musun?
Sosyo-kültürel zorluklar hakkında ne düşünüyorsun?


B: Maddi zorluklar. Benim veya birlikte çalışma potansiyelim olan insanların. Herkesin başka işlerde çalışması gerekiyor. İnsanların vakti az. Ve maddi koşullar zamanımı da çalıyor. Her yıl bir albüm çıkarabilecek potansiyeli hissederken üç yılda bir albüm çıkarabiliyorum. Çalınan zamanlarımda beste başına oturamadığım zamanlardaki yazılmamış melodilerimin nasıl olduğunu merak ediyor olacağım. Bunun merakıyla öleceğim. Kapitalizmle barışık her devlette kendini gerçekleştiremeyen milyonlarca insanın, kimse ile aptal yarışlara girmeden içinden geleni ifade etseler, bunu yapabilseler neler ortaya çıkaracak olacaklarını merak ediyor olacağım.

Sence sanat politik midir?
Toplumsal olaylar sanatla ilişkini etkiliyor mu, toplumsal olayların sanata merakına etkisi var mı?
Bağımsız sanat / DIY kültürünün aktivizmle bağlantısı hakkındaki düşüncelerin nelerdir?


B: Sanat bir kendini ifade ediştir. Her kendini ifade ediş de politiktir. Kendini ifade ediş içermeyen estetik yapılar da sanat değildir. Onlar birer üründür zaten. Ama piyasaya ürün yapmak da sanat yapmak yapmak tanımına girmese de ayrıca politik bir tercihtir.

Tekrar söyleyeyim tanımımı: Sanat, kendini ifade ediştir. Eğer sen dünya olmuşsan, kendini ifade ederken dünyayı ifade edersin zaten.

Senin için kimliğin (örn. toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken, sınıf) sanatla nasıl bir ilişkisi var?
Kimliğin üretimini ve sanatla ilişkini etkiliyor mu?


B: Eğer piyasa için ürün değil de, kendimi ifade etmek için sanat üretiyorsam, kimliğim sokakta yolda yürüyüşümü, insan ilişkilerimi nasıl etkiliyorsa sanatımı da öyle etkiliyor.

Nelerden ilham alırsın? 
Sana göre yaratıcı özgürlük nedir?
Yaratıcı özgürlüğe sahip olduğunu düşünüyor musun?


B: Soru sormaktan ilham alırım. Guardiola dönemi FC Barcelona'sının kolektif futbol oynayışından; Messi'den ayrıca; bana benle konuşmuyorken doğum günümü yalnız geçirmeyeyim diye beni evden alıp yine benle konuşmadan saatlerce benle gezen ve günün sonunda bana yapmış olduğu şekersiz pastayı bana veren sevgiliden; istesem de istemesem de kendimi öldürüp öldürüp diriltmekten ilham alırım; herhangi bir işi büyük bir tutkuyla yapan insanlardan; oyun oynayan kuştan; hafızası olan kediden...

Üretme sürecinde seni engelleyen bireysel durumlar nelerdir?
Üretim sürecindeki motivasyonların nelerdir?
Üretim sürecinde ne olsaydı daha üretken olabilirdin, motivasyonunu arttıracak şeyler neler olurdu?


B: Bazen maddi koşullar. Maddi koşulların belirlediği yan koşulların ben ve insanlar üzerindeki etkileri. Mesela zaman kayıpları. Bunun haricinde ruhsal dengesizliğin yüksek olduğu dönemler. Motivasyonum basit; derdimi, estetiğimi ifade etme arzusu.

Bağımsız sanatçıların veya sanata meraklıların desteğe en çok ihtiyaç duyduğu alanlar / konular, başlıklar nelerdir?
Sence ülkemizde yaratıcı özgürlüğü nasıl savunabilir ve nasıl kabul ettirebiliriz?


B: Özgürlükçü ve etik felsefelere ulaşacağımız sorular sormak ve cesaretle o cevapların peşinden inatla ve merakla gitmek en çok ihtiyaç duyduğumuz destek. Ve birbirimizi bulmak. Bir Taşla İki Meşe'de anlattığım gibi tıpkı.

***

Sorular: Bozuk Oyunlar Kolektifi'nin (B.O.K.) afişindeki anket
Cevaplar: Bora Şahinkara
21.05.2026

Bu soruların olduğu qr koduna ulaşmak istiyorsanız, bu aralar İzmir - Alsancak - Tyke Kafe'nin kapısının camında bu afişi görebilirsiniz, qr kodunu okutup ankete ulaşabilirsiniz, cevaplarınızı yazıp onlara yollayabilirsiniz. 

Not: Bu kolektifin kimler olduğuna dair hiçbir fikrim yoktur şimdilik.


[1] Burada verdiğim cevapta "zalim" yerine "vahşi" demişim ama "yabani" anlamındaki "vahşi" anlaşılmasın diye "zalim" olarak değiştirdim kullandığım kavramı, verdiğim cevapları buraya aktarırken.


Fotoğraf: M.G., 30 Mart 2025

HEGGAIA'YA / Ursula Le Guin

Heggaia'ya


Na Vadisinde
bir kuyumcuyken
altın bir disk yaptın, Sinshanlı İntrumo'ya
bir yüzünde güneş, diğerinde çifte sarmal
Sen gidince altın bir zincire taktı onu kız,
dış yanında ışınlar saçarken güneş
sarmalların dönüşü saklandı koynunda.
Çok geçmeden açık bıraktığın kapıdan çıkıp
ardından gelecek o da,
gelecek Na Nehrinin kıyısındaki işliğine,
seni çalışırken görünce gülümseyecek.
"Demek geldin," diyeceksin,
"kalbimin Heggaia'sı sen devam et işine" diyecek,
"verdiğin güneşi vadinin öte yanında bıraktım
bir gün birlikte bulalım diye."



Ursula Le Guin

(Çeviri: Gökçenur Ç.)



2 Mayıs 2026 Cumartesi

Diego'nun Mevsimlik Göç Hareketleri

Yaşama yabancılaşmayı aşıp da, yakından baktığınızda bir kuşun, bir kaplumbağanın, bir ahtopotun [1] oyun oynadığını görürsünüz. O kadar yakından bakıp, gözlemleyebilme şansınız olsaydı her bir salyangozun, her bir kırkayağın tür tür değil kişi kişi, kendilerine özgü karakterlerinin de olduğunu da görebilirdiniz.

Sokağımdaki kedilerin 24 saat eve girip çıkabildikleri; istedikleri kadar sokaklarda istedikleri kadar da evde vakit geçirebildikleri; sokakla bağı kopuk olmayan bir müstakil evde yaşamaktayım. Bu sebeple yıllardır, kedi türündeki çokça kişiye çok yakın durmuş ve her birinin nasıl bambaşka bir birey olduğunu, her kedinin kendine özgü hafızasının olduğunu; hafızasında insanlar, kediler mevcut olduğunu ve her birine farklı farklı davranabildiğini; hafızalarında haritalar olduğunu, kilometrelerce ötedeki bir veterinerin sokağına girerken nasıl memnuniyetsiz bir şekilde miyavlamaya başladığını tanımışlığım oldu.

Bugünlerde de, 2020'de elime doğmuş olan 6 yaşındaki Diego isimli bir kedi arkadaşımın, leylekler gibi mevsimsel olarak kısa mesafeli bir göç alışkanlığı edindiğini fark edip, bunu yazılı not düşmek istedim.



Yaşadığım evde yemek yemek, uyumak isteyen sokağımdaki tüm kedilerin eve girip-çıkma inisiyatifinin kendisinde olması sebebiyle, bazı bakımını üstlendiğim çocuk kedilerin büyüyünce bir alt sokağa veya bir üst sokağa taşındığını ve yıllarca oralarda yaşamaya devam ettiğini gözlemlediğim çok oldu. Bunun sebebi şu: Eve girip çıkan kedilerin arasında birbirleri ile birlikte yaşamayı ya seven ya da katlanabilir bulan ve hepsi de benle iletişim bağı kurmuş kedi bireylerden yaklaşık 10 civarı bir nüfusa sahip daha çekirdek bir kabile var aralarında. Örneğin bu kabilenin dışında yabancı bir kedi eve girdiğinde kabiledeki çoğu kedi bu yabancı kediyle kavga edip, alandan uzaklaştırır. Veya ortama yeni bir kedi katılacaksa, yeni kedinin ilk günlerinde benim onla evde beraber çok vakit geçirip, beni tanıyan diğer kedilere yeni kediyi tanıtıp, zararsızlığına ikna edip kabul görmesini sağlamam gerekir. Zaten günler içerisinde bu yeni kedi kendine en anlaşıp da, oyunlar oynadığı birkaç yakın arkadaş edinir bu kabile içerisinde. Büyüyünce bizim yaşadığımız evde yaşamayı tercih etmeyip de, besleme noktaları mevcut olan üst veya alt sokağa taşınmaya karar veren kedilerin büyük ihtimalle bunu tercih etmesinin baş sebebi bu kabiledeki kedilerle, bu kadar kalabalık bir ortamda yaşamayı çok stresli bulması ve bu rahatsızlığı istememesi diye düşünüyorum. 

Diego'nun da 1 yaşından sonra bir üst sokağa taşındığını, artık eve gelip-giden çekirdek tayfadan biri olmamayı tercih ettiğini fark ettim 2021'de. Ve o yıldan beri bazen aylarca onu görmez, bazı dönemlerde de yine dönemsel olarak eskisi gibi eve gelip, benle uyuyorsa hep tercih ettiği alışkanlığını sürdürürerek yastığımda, başımın çevresini sararak günlerce üst üste benle uyuduğunu gözlemlerim. Tam 6 yıl onu gözlemlemiş olduktan sonra bir tercih fark ettim onda. Havalar sıcaklamaya başlayınca gelip, her gece benle uyumaya başlamıştı. Ve tespiti buldum: Kışın çekirdek tayfanın kedileri ve dahi ekstra misafir kediler de dahil, özellikle geceleri sokaktan eve konaklamaya çok kedi gelir, saflar sıklaşır ve evdeki kedi nüfusu kalabalıklaşır. Yazları sıcak havalarda ise kediler sokakların en serin noktalarına dağılırlar, ev içerisinin sıcak konforuna çok ihtiyaç duymazlar ve evdeki kedi nüfusu tenhalaşır. Ve dahi kalabalık, sosyal kedi ortamını sevmeyen Diego'nun havalar ısındığında arkadaşı Bora'nın evinin tenhalaştığına dair ve diğer kedilerle alan kavgası yapmadan, huzurluca arkadaşı Bora'nın kafasına yaslanıp uyuyabileceğine dair bir bilgisi, bir hafızası vardır yıllardır. Kışları üst sokakta uyuyan ve yaşayan Diego, havalar sıcaklayınca yazlık evine geçer. Onun böyle yıllara yayılı, uzun süreli, komplike koşullara dair bir hafızasının olduğunu fark etmemi, bu satırları keşfeden insanların da insan dışı türlere dair bir yabancılaşmayı aşma anı daha yaşamasını umarak not düşmek üstedim.. Sokakta gördüğünüz her bir insan değil sadece; her bir kedi, her bir köpek, her bir kuş, her bir salyangozun hafızaları, sosyal ortamları, keyifli anları, korkulu anları, oynadığı oyunları var. Yaşama yabancılaşmayı aştığınızda, yakından baktığınızda, birileri ile yavaşça uzun vakit geçirdiğinizde neler neler göreceksiniz..



***

Konu dışı olarak, merak edene Diego'nun kim olduğuna dair daha detaylı hikayeyi de şöyle anlatayım:

Mayıs 2020'de sokağımda yaşayan, evime uğrayan ama elime gelmeyen "Misafir" adlı bir kedinin hamile olduğunu fark etmiştim. Sokaktan içeri kedilerin girebildiği bir müstakil evde yaşadığım için bu hamile kedinin karnının iyice büyüdüğü son günlerde yaşadığım eve sık sık gelmeye ve doğurmak için doğru bir yer aramaya başladığını fark etmiştim. Ona konforlu, korunaklı bir yer hazırladım. Bir çamaşır sepetini yan yatırmıştım. O günlerde hamile Misafir bir gün yine kuru mamasını merdivenlerimde yiyorken yavaşça kollarının altından tutup kaldırdım ve buna izin vermesine şaşırarak ona doğurabileceği yeri gösterdim. Ne mutlu ki, birkaç gün içinde, 3 Haziran 2020'de bir gece eve döndüğümde gösterdiğim yerde 4 bebeği ile yatıyordu. 

Bebekler 15 günlükken, anneleri bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti ve markete giderken annelerini fark ettikten sonra hemen eve dönüp, yüzüme bakarak miyavlayan 15 günlük bebek kediler beni korkunç bir hüzne ve telaşa sürükledi. Ve hemen bebek kedilere nasıl bakım vereceğimi öğrenip, işe başladım. Bu yazıyı bebek kedilere nasıl bakım verilir yazısına dönüştürmemek için bu kısmı uzatmayacağım ama 45 günlük olup da kendileri tuvaletini yapmayı ve kendileri kuru mama yiyebilmeyi öğrenene kadar uykusu delik geceler biraz zordu. 

Yaklaşık iki aylık olduklarında artık isimlerini bulmuştum ve onlar için yuva aramaya başlamıştım. İlkinin ismini onları götürdüğüm Alfa Veteriner'deki Meltem Hanım bulmuştu: "Bu aralar her kedi, bir tane de pudra doğuruyor" demişti açık kahverengi - gri - beyaz renkli tüyleri olan bebek için. Düşünmüştüm ki evet o tam bir "Pudra"ydı. Ardından kardeşlerin isimlerini benzer olmasını düşündüm. Pudra'nın bir diğer kardeşinin ismi "Pedro" oldu. Geriye iki sarman kalmıştı. Onlardan daha irice olanını ismi aslana göndermeyle "Leo" olabilirdi ve diğer daha küçük cüsseli olan sarmanın ismi de Buz Devri filmindeki kaplana göndermeyle "Diego" olabilirdi.

Leo ve Pudra harika bir eve gittiler ve günümüzde hâlen onların esenliğine dair güncel fotoğrafları takip etme şansım oluyor, bakan kişisi ile arkadaşız. 

Pedro, maalesef 2021'de başka bir sokakta kaçıp, kayboldu. Hakkında bilgim yok ama besleme yapılan yerlerin birinde kendine yeni bir yaşam alanı bulmuş olma olasılığını yüksek görüyorum..

Ve işte bu 4 kardeşten günümüzde benle yaşayan tek kişi: Diego.

[1] Belgesel önerisi: "My Octopus Teacher", 2020, Güney Afrika.




2026