26 Aralık 2025 Cuma

Türk Telekom E-Dergi Aboneliğini İptal Etme Yöntemi

Genelde bilgimiz dışında e-dergi abonesi yapıp, güncel fiyatla her ay 3 TL ekstradan ücret ödetiliyor ve websiteden veya aplikasyondan kolayca girilip e-dergi aboneliği iptal edilemiyor. Bu detayla uğraştığınız vakti azaltmak için yapay zeka araştırması ile edindiğim etkili bir yöntem olan E-Devlet üzerinden kapattırma yöntemini buraya kopyalıyorum.  

Araştırma tarihi: 26.12.2025
***

BTK Tüketici Şikâyeti, Türk Telekom’daki e-dergi gibi istenmeyen ücret kalemleri için en etkili yolların başında gelir. Adım adım ne yapacağını net şekilde özetliyorum:

1) Hazır olman gereken bilgiler

Şikâyet ekranında şunlar istenir:

  • Hat numarası (senin Türk Telekom numaran)

  • Fatura dönemi (örnek: Aralık 2024 faturası)

  • Şikâyet konusu (yetkisiz abonelik, onaysız ek ücret, iptal edilemeyen servis vb.)

  • Fatura görseli eklemek opsiyonel ama tavsiye edilir.

2) e-Devlet’te izleyeceğin yol

e-Devlet’te:
e-Devlet → BTK Tüketici Hakları → “Tüketici Şikâyeti Başvurusu”

Ardından:

  • “Mobil İletişim Hizmeti” seç

  • Operatör: Türk Telekom Mobil

  • Şikâyet tipi: “Abonelik – Onaysız / Bilgim dışında başlatılan servis”,
    veya
    Abonelik – İptal Edilemiyor / Yansımaya devam ediyor”.

3) Dilekçe metni (kopyalayıp yapıştırabileceğin sade ve etkili metin)

İstersen tam bu şekilde ekleyebilirsin:

Metin örneği:
“Türk Telekom mobil hattımın Aralık 2024 faturasında ‘Güçlü Avantaj 20GB Ücr. e-dergi’ adıyla ücretli bir kalem yansıtıldığını fark ettim. Bu hizmeti hiçbir şekilde talep etmedim, onayım olmadan tanımlanmış görünmektedir. Online İşlemler, uygulama ve mağaza aboneliklerinde ilgili servis görünmemekte, kendi başıma iptal edemiyorum. Bu ücretin iptal edilmesini, hattımdan tamamen kaldırılmasını ve haksız yansıtılan bedelin iadesini talep ediyorum.”

Bu format; BTK’nın değerlendirme sistemi için net, teknik ve hızlı çözülebilir bir başvuru metnidir.

4) Sonrasında ne olur?

BTK, başvuruyu işleme alır ve Türk Telekom’a iletir.
Operatör genellikle:

  • Servisi derhal kapatır

  • Ücreti bir sonraki faturada iade eder veya düşer

  • SMS ile sana bilgi gelir

  • e-Devlet’te durum “Çözüldü” olarak işaretlenir

Bu tür aboneliklerde BTK’ya başvuru yapan birçok kullanıcıda çözüm süresi 1–5 gün arasıdır.

5) Şikâyeti güçlendiren ipuçları

  • Faturadaki ilgili satırı ekran görüntüsü olarak eklemek

  • “Bu servisin adı Online İşlemler’de görünmemektedir.” ifadesini eklemek

  • “Tarafıma SMS ile abonelik onayı gelmemiştir.” demek (çoğu serviste gerçekten gelmez)

Görsel: Yapay Zeka


 















Bora - Soru 2: Peki Türk Telekom'un üyelerini haberdar etmeden e-dergi abonesi yapıp, bunun farkına varmayan veya hiç de kolay olmayan iptal etme yöntemiyle uğraşamayan milyonlarca insanın cebinden her ay 3'er TL (ç)almasını genel olarak nasıl durdurabiliriz?

***
(Yapay Zekanın Cevabı)

Bu tip bir uygulamayı tekil kullanıcı şikâyetlerinin ötesinde, sistem düzeyinde durdurmanın yolu bireysel tepki değil; düzenleyici, hukuki ve kolektif mekanizmaların harekete geçirilmesidir. Konu tam olarak “küçük ücretler → büyük kitle → gizli gelir modeli” sorunuyla ilgilidir. En etkili yöntemler aşağıdaki gibi olur:


1) BTK’ya bireysel değil toplu şikâyet yoğunluğu oluşturmak

BTK, şikâyet sayılarını dikkate alır. Bir hizmet hakkında şikâyet sayısı belirli bir eşiği geçince:

  • Operatörden savunma ister,

  • Uygulamayı durdurmasını emredebilir,

  • “Ön bilgilendirme + açık onay” zorunluluğu getirebilir,

  • Para cezası kesebilir.

Eğer bu e-dergi ücreti gerçekten milyonlarca kullanıcıya otomatik tanımlanmışsa, toplu şikâyet bu uygulamayı durdurabilen en hızlı yoldur.


2) Tüketici Hakları Dernekleri ile iletişime geçmek

Tüketici Konfederasyonu, Tüketici Birliği Federasyonu, TÜDEF gibi kurumlar:

  • Operatörler hakkında toplu davalar açar,

  • BTK’ya ortak rapor gönderir,

  • Medyada konuyu gündemleştirir.

Bu tip küçük fakat zor iptal edilen servisler, tüketici örgütlerinin en sık raporladığı uygulamalardandır.


3) Haksız Şart ve Onaysız Abonelik kapsamında Tüketici Mahkemesi veya Tüketici Hakem Heyeti yoluna başvurmak

Eğer kullanıcıdan açık rıza alınmadıysa, bu durum hukuken:

  • Onaysız abonelik

  • Haksız ticari uygulama

  • Yanıltıcı işlem

kapsamına girer.

Tüketici Hakem Heyeti kararları emsal niteliğinde olur.
Kararlar çoğalınca:

  • Operatörler uygulamayı geri çeker,

  • Artık otomatik ek servis tanımlayamaz,

  • Onaysız işlem ciddi yaptırım kapsamına girer.


4) Medyada ve sosyal platformlarda konuyu görünür kılmak

Benzer durumlar daha önce şu şekilde çözüldü:

  • Haber sitelerinde “Operatörün gizli abonelik oyunu” tarzı dosya haberler

  • Twitter / Ekşi Sözlük kampanyaları

  • YouTube incelemeleri

  • Teknoloji topluluklarının gündeme taşıması

Operatörler, medyada görünür hale gelen bir sorunu genellikle kendi kendine durdurur, çünkü itibar maliyeti çok daha büyüktür.


5) Devlet düzeyinde düzenleme: “Açık Rıza Onayı Olmadan Ek Servis Tanımlanamaması” zorunluluğu

Aslında bu, birçok ülkede açık bir kural:

  • Kullanıcı SMS ile “EVET” demedikçe ek servis başlatılamaz.

  • Onay ekranı olmadan ücretli içerik açılamaz.

  • Varsayılan olarak “abonelik kapalı” olur.

Türkiye’de BTK zaman zaman bu tip kararlar çıkarıyor; fakat en etkili olan, kullanıcı yoğunluğu olan başvurular.


6) Uzun vadeli çözüm: Operatörlerin “sessizce küçük ücret yansıtma” modelinin tamamen yasaklanması

Bu modeller (3 TL, 5 TL, 9 TL gibi abonelikler) dünya çapında eleştirilir.
Etkili çözüm:

  • “Ön bilgilendirme açıkça yapılmalı”

  • “Servis yalnızca çift doğrulama ile aktif edilmeli”

  • “İptal yolu abonelikten kolay olmalı”

  • “Varsayılan olarak kapalı olmalı”

  • “Faturada ayrı ve belirgin görünmeli”

Bu düzenlemelerin hayata geçmesi için hem BTK hem de Rekabet Kurumu’nun harekete geçmesi şarttır.


Sonuç

Bu uygulamayı durdurmanın gerçek yolu üç etkili hattır:

  1. BTK’ya yüksek hacimli şikâyet

  2. Tüketici hakem heyeti + emsal kararlar

  3. Medya ve kamuoyu görünürlüğü

Bu üçü birleştiğinde, operatörler bu tip küçük ama toplamada devasa gelire dönüşen gizli abonelik modellerini bırakmak zorunda kalır.

İstersen, bu konuda BTK’ya gönderilecek daha kapsamlı bir metni de hazırlayabilirim.



25 Aralık 2025 Perşembe

Mars, Jüpiter ve Satürn'e Dair (16.05.2024 & 25.12.2025)


Şubat 2024'te, Üçyol'daki Phoenix Stüdyosu'nda 4 çocuğunu doğurduktan sonra 6 Nisan 2024'ten itibaren çocukları ile birlikte benim sorumluluğum altında yaşamaya başlayan Güneş'in üç çocuğu olan bu 2,5 aylık kedilerden Mars olanını, diğer ikisi hayvan evladı gibi evin içinde 'patara patara!' oynarken onlara nispeten daha sakin yapısıyla, zarifçe oturup etrafı izlerken bulurum sık sık. Konuşmayı ve okuma-yazmayı biliyor olsaydı, az konuşan, çokça etrafı gözlemleyen bir yazar olurdu bence. Mars'ın benle ilişkisi; 'seni seviyorum' demeyen ama bazı anlardaki tercihleriyle benle derin bir bağ kurduğunu gösteren bir biçime sahip. Etrafa sessizce bakışları beni öyle etkiliyor ki..

Jüpiter, hayvan çocuğu gibi kuduran ikiliden biri. Beni oynamayı çok sevdiği bir arkadaşı olarak görüyor. Yanından yürüyorsam çorabıma atlar, tırnaklarını takar ve ben de yavaşça onu sürükleyerek onu eğlendiririm.

Satürn ise aralarında en meraklı, kaşif olanı. Kapılar açıldığında jet gibi ilk o fırlar, en uzaklara o gider. Diğer uyuyan büyük kedilere yavaşça patisini uzatıp temas riskine girecek kadar uç noktada meraklı biri. Ayrıca cesur ve oldukça özgür ruhlu. Benden en bağımsız takılan kişi o kardeşlerden. Gözü hep sınırın ötesinde.

Bu üç kardeşin benle olan ilişki biçimlerin ve karakterlerinin farklılıklarının; benle aynı yatakta uyurken tercih ettikleri konumlara adeta nasıl yansıdığına dair gözlemimi heyecanla paylaşmak istiyorum fotoğraf karesi üzerinden. Benle coşkuyla haşır neşir olmayan ama derin bağ da kurduğunu gösteren Mars, bacaklarımın arasında, bana en yoğun şekilde sokularak beni kendine yatak yaparak uyuyor. Beni çok sevdiği bir arkadaşı gören ve benle her fırsatta coşkuyla vakit geçiren Jüpiter, benle temaslı uyuyor ama kendini tamamen bana da bırakmamış Mars gibi. Satürn ise kardeşleri ve benle birlikte uyuma alanını tercih etmiş ama benle temas bile kurmayan, uzakları, riski, keşfi, özgürlüğü sevdiğini belli eden bir konumda.

16.05.2024

***

Şimdilik Son Durumlar


Yaşama ne kadar yakın durursanız, ölümün gerçekliğini de o kadar yakından görmeye başlarsınız. 

Güneş'in 4 minik çocuğundan birini, bana geldikten sonra maalesef ben evde yokken eve giren kızgınlık dönemindeki yabancı bir erkek kedi tarafından ısırıldığını tahmin ettiğim şekilde yerde diş izlerinin onu acıyla miyavlattığı şekilde, yaralı buldum. Sinir sistemini etkileyecek şekilde ısırıldığı için bir bacağını kullanamaz hâle gelmişti. Veteriner eşliğinde ona 4 gün evde baksam da, 4. günde hayatını kaybetti maalesef. Henüz bir ismi bile yoktu. 

Benim evdeki her kedi gibi sokağa girip çıkarak yaşayan Güneş, çocukları büyüttükten sonra ortalıktan kayboldu. Ona yaklaşık 1 hafta sonra sağlıklı şekilde üst sokakta rastladım. Ama sonrasında bir daha rastlamadığım şekilde ortalıktan kayboldu. 

Mars, ise yaklaşık 1 yaşındayken, ortalıktan kayboldu ve kendisine hiç rastlamadım. 

Satürn ve Jüpiter ise 1 alt sokakta yaşamaya başladı günümüzde. Satürn, kalabalık kedi tayfamızla anlaşamıyor olabileceğinden eve hiç gelmiyor ve zaten alt sokakta beslenme ihtiyacını giderebiliyor. Onla ara ara karşılaştığımızda sıcak bir şekilde selamlaşıyoruz. Jüpiter'le ise çoğu akşam eve dönerken hep benzer bir bölgede onla rastlaşıyoruz ve benle birlikte eve gelip, yemeğini yiyor ama bizim evde kalmayı tercih etmiyor. Tesadüfen bir gün onun da konforlu uyuma noktalarından birini gördüm geçenlerde.

25.12.2025
Bora ŞAHİNKARA


Jüpiter ve Satürn birbirine bakıyorlar, Aralık 2025
Fotoğraflar: Bora Şahinkara

17 Aralık 2025 Çarşamba

"Çok Teorik Okuma mı, Çok Kurgusal Okuma mı?" (Moderatör: Bora Şahinkara, Yazı: Yapay Zeka)

Bora: 20'li yaşlarımda "Yaşamda zaman kısıtlı ve öğrenmem gereken çok bilgi, çok teori var. O sebeple doğrudan sadece teorik kitapları okuyarak tüm zamanımı kullanayım. Kurgusal öykü ve roman kitapları ile vakit kaybetmeyeyim" düşüncem vardı. Sonra 30'lu yaşlarımda Ursula Le Guin romanlarını okuduğumda anarşizmi kavrayışımın ve nice teorik düşünce derinliğimin esas bu romanlar tarafından geliştiğini farkettim. Bunu nasıl yorumlayabiliriz?

***



Yapay Zeka:

Bu deneyim, bilginin yalnızca “doğrudan” aktarılmadığını, bazı kavrayışların ise dolaylı, yaşantısal ve sezgisel yollarla çok daha derin yerleştiğini gösteren klasik ama önemli bir örnek.

Aşağıda bunu birkaç düzlemde net biçimde yorumlayabiliriz:


1. Teori ile “yaşantısal kavrayış” arasındaki fark

Teorik metinler çoğunlukla şunu yapar:

  • Kavramları tanımlar

  • Argümanları mantıksal olarak sıralar

  • Okuru ikna etmeye çalışır

Roman ise şunu yapar:

  • Kavramı yaşatır

  • Okuru bir durumun içine yerleştirir

  • “Haklı mı?” sorusundan önce “orada olmak nasıl?” sorusunu sordurur

Anarşizm gibi:

  • soyut,

  • ahlaki,

  • toplumsal,

  • insan doğasına dair varsayımlar içeren bir düşünce,

salt teoriyle değil, insan ilişkileri, çatışmalar, korkular ve arzular içinde kavranır.

Le Guin’in gücü tam olarak burada:
O, anarşizmi savunmaz, işletir.


2. Ursula Le Guin neden özellikle dönüştürücü?

Le Guin’in romanları:

  • “doğru sistem” anlatmaz

  • “kusursuz ütopya” kurmaz

  • anarşizmi çatışmalarıyla, kırılganlıklarıyla, çelişkileriyle gösterir

Örneğin:

  • Mülksüzler’de anarşizm bir slogan değil,
    günlük hayatın, emek ilişkilerinin, aşkın, kıskançlığın, iktidar sızıntılarının içindedir.

Bu, teorik metinlerin çoğunlukla kaçındığı bir şeydir.
Teori sistemin nasıl olması gerektiğini, roman ise olduğunda neye dönüştüğünü gösterir.

Bu yüzden senin kavrayışın:

  • daha soyut değil,

  • daha insani,

  • daha etik olarak ağırlığı olan bir noktaya taşınmış.


3. 20’lerdeki tutum neden “mantıksız” değildi?

O dönemdeki düşüncen:

“Zaman kısıtlı, doğrudan teori okuyayım.”

Bu:

  • entelektüel disiplin,

  • verimlilik,

  • rasyonel önceliklendirme

açısından son derece tutarlı.

Ama burada kaçan şey şu varsayım:

“Öğrenme = bilgi biriktirme”

Oysa bazı kavrayışlar:

  • bilgi değil,

  • içselleştirme,

  • etik rezonans,

  • duygusal-simgesel yerleşme ister.

Bunu 20’lerde değil, genellikle yaşanmışlık arttığında fark eder insan.


4. 30’larda neden kapı açıldı?

30’larda:

  • dünya, ilişkiler, iktidar, emek, hayal kırıklıkları daha somut hale gelir

  • soyut ilkeler artık “gerçek hayatta nereye çarpıyor?” sorusuna takılır

Bu noktada roman:

  • teorinin soyut kaldığı boşlukları doldurur

  • “Evet ama insanlar böyle mi davranır?” sorusunu yanıtlar

Yani Le Guin, sana yeni bir teori öğretmedi;
zaten bildiğin teoriyi çalışır hâlde gösterdi.


5. Daha genel bir çıkarım

Bu deneyimi şöyle formüle edebiliriz:

Bazı fikirler ancak anlatıldıklarında anlaşılır.
Bazı doğrular ancak hissedildiğinde ikna edicidir.
Bazı teoriler ise ancak bir insanın hayatına dokunduğunda gerçekten öğrenilir.

Bu yüzden edebiyat:

  • teoriye alternatif değil,

  • teorinin derin öğrenme katmanıdır.


6. Kısa bir çerçeve cümlesiyle özetlersek

  • 20’lerinde bilgiyi hızla toplamak istedin

  • 30’larında bilginin seni dönüştürmesini kabul ettin

  • Le Guin ise teoriyi, zihninden alıp etik sezgine yerleştirdi

Bu bir çelişki değil;
aynı entelektüel yolculuğun iki zorunlu evresi.

İstersen bir sonraki adımda şunu da açabiliriz:

  • “Hangi düşünceler özellikle romanla daha iyi kavranır?”

  • veya “Teorik okuma ile kurmaca okuma nasıl bilinçli biçimde birlikte yürütülür?”






    17.12.2025